Önce kendime bu sene ne öğrendim diye soruyorum Bu sene aslında çok güzel şeyler öğrendim biraz umut biraz aşk biraz dostluk biraz fedakarlık, biraz vefasızlık, biraz hayal kırıklığı, biraz acı ama benim için çok faydalı geçtiğini düşünüyorum
Öğrendiklerim arasında, 2 bayan arkadaşımın söylediklerini vardı ki ömrüm boyunca unutmayacağım
Bir tanesi benim için birçok şeyin bitişi ve başlangıcı olan bir insan Hayır demesini bilmeyen bir insan olarak görünebilir ama kesinlikle bildiğini düşünüyorum Kendisinin benim dünyamda çok özel bir yeri var Az zamanımız olsada onunla bende çok büyük izler bırakmıştır Güzel bir kalbi vardır Bu hayatta hala direnmeye çalışan bir insan Ne yazık ki onu anlatacak çok kelime bulamıyorum ama özetle iyi bir insan diyebilirim Bana bu hayatta acıyı ve hayal kırıklığını öğrenmen gerekiyordu, tek üzüntüm bunu sana öğreten kişinin ben olduğumdur dedi Benim için çok özel bir insandır kendisi Hayır, hiç kızgın ya da kırgın değilim bu söyledikleri için Hatta kendisine çok teşekkür ederim Onun için tek dileğim umarım bana öğrettiği şeyi asla yaşamak zorunda kalmaması Ve umarım onun hayatı için güzel ve saf olan birkaç anı bırakabilmişimdir
Öteki arkadaşıma gelince yeni tanıdığım bir insan O bir doktor Çok bilgili ve kültürlü bir insan Onu tarif etmeye çalışsamda bunu yapamayacağımı biliyorum çünkü o hiçbir kalıba uymuyor Benim yaşlarımda yazdığı yazısını beynime kazıdım Bunu sizinle paylaşmak isterdim ama ne yazık ki yapamam Konuşmalarımız arasında bir sözü vardı bunu olayı bildiğinizde bir anlamı olacak biliyorum ama yinede yazmak istiyorum Bana Hissettiğim şey annemi kala- balık bir yerde kaybettikten ve 10 dakikalık aramadan sonra buluşum
kadar heyecanlandırdı ve mutlu kıldı.... dedi ... bu onun hayatında yaşldığı sadece bir olaydan sonraki sözü... Bunu anlamayabilirsiniz Ama inanın bana ve hayatıma çok büyük bir etki yarattı AGNODICE sana çok teşekkür ederim Yaklaşık 5 gün sora istanbulda akşamüstü bir çay bahçesinde seninle çay içiyor olacağım Çok heyecanlıyım diyebilirim
Bu iki insanın dışında benim için özel olan bir iki kişi daha var Bir tanesi Gülten Ben hastaydım yataktan kalkacak durumda değildim Yanımda olması gereken bir insan varken o yardım etti bana O geceyi hiçbir zaman unutmam Hastaydım, açtım, halsizdim, bitkindim Yatağımın yanına geldi ve bana önce bir tabak makarna getirdi Sonra kolonyalı mendille terimi sildi Gülten sana çok teşekkür ederim
Birkaç kişi daha saymak istiyorum
Bir tanesi sennur Çok tatlı bir insan kendisi Umarım hayatın boyunca gülen yüzün hiçbir zaman solmaz
Bir tanesi hande Umarım en büyük sorunun o hastalık boyutundaki şeker yeme krizlerin olur En kötü zamanımda beni aramayı ihmal etmediğin için teşekkür ederim
Bunların dışında eski dostlarım emre, okyanus, Selman, berk, burcu sizlere de çok teşekkür ederim
Son olarak ailem Bu satırları yazarken gözlerimin dolacağın hiç tahmin etmezdim Her düştüğümde yanımda kale gibi olan can dostum abim Uzakta olsada gölgesini her zaman üstümde hissettiğim ablam Benim için her türlü fedakârlığı yapan annem ve babam
AŞŞAĞIDAKİ YAZI BENİM SON YAZIM... BUNDAN SONRA HİÇ BİR ZAMAN KLAVYENİN BAŞINDA GÖZ YAŞI DÖKMEYECEĞİM...
SIMULACRA AND SIMULATION
Gerçek nedir? Gerçeği nasıl tarif edersiniz kokusu, şekli, biçimi, tadı var mıdır? Öngörülen olarak nitelendirilebilir mi ya da kabullendirilmiş olarak adlandırılabilir mi? Gerçek kime ve neye göre dayandırılır? Toplumun etik kuralları çerçevesinde mi değerlendirilir yoksa sabit bireysel görüşlerin sonucu mudur?
Gerçeği tanımlamak için buna benzer bir sürü sorular sorulabilir ama benim amacım onu tanımlamak değil Onun varlığını sorgulamak Bunlar birçok insana göre deli saçması ya da postmodernizm in öngörüsü olarak düşünülebilir Hayır, ben işin felsefi yanında değilim Ben sadece onun varlığını sorgulamak istiyorum
Çok mu saçma geldi Hadi gel beraber düşünelim seninle
Farz edelim ki bu dünyaya yeni gelmişiz Bomboş uçsuz bucaksız bir tahta verilmiş önümüze ve bilgiyi buraya kazımaya başlamışız Önce annemizi tanımlamışız Tanımlama mekanizmamız tamamen duyularımızla ilgili mesela onun kokusundan, sıcaklığından, sesinden v.s. gibi algılarımız yoluyla elde ettiğimiz verilerle bu mekanizmanın çarklarını oturtmuşuz
Sadece annemizi tanımak bize yeterli gelmemiş Önce etrafımızdakileri tanımaya başlamışız Onların belirli özellikleri ile değerlendirmişiz Daha sonra her şeye karşı bu mekanizmayı tekrar tekrar çalıştırmışız Mesela elma yemeye başlamışız Onu kokusundan, tadından, sulu olmasından, yani kısacası ona ait olan özelliklerden onu tanımlamışız
Sanırım buraya kadar her şey normal Peki, sana ilk sorum farz edelim ki bu dünya ile ilişki kuramayacağımız bir yerdeyiz Bize her gün bir hap vermişler, o hapın bugün toplumumuz tarafından kabul edilen elmanın bütün vitaminlerini taşıdığını, tadının aynı olduğunu yani kısacası algı yoluyla bildiğimiz her şeyi bize yansıttığını varsayalım Günün birinde bize bir gün elma nedir diye sorulduğunda aklımızda oluşacak resmi düşünün
Ee bunda ne var demeyin sadece bir elma örneğinden yola çıktık hayatımızda yeri olan her şey için aynısını yaptığımızı bir düşünün inandığımız her şeyin bir anda yok oluşunu görebildiniz mi?
Ve bence bu işin güzel olan yanı bu sadece materyaller için geçerli olmadığını söylüyorum
Tahmin ettiğiniz gibi duygusal olarak hissettiğimiz şeylerden bahsediyorum
Sanırım ne söylemek istediğimi en iyi bir örnekle açıklayabilirim
Şimdi seninle bir insanın hayattaki evrelerini ve inançlarını sorgulayalım
İnsan hayatı aslında sonunun ne zaman olduğu bilinmeyen bir süreçtir Hayat doğum ile ölüm arasındaki bilinmeyen bölgedir Çocukluğumuzdan başlayan gençliğimiz, olgunluğumuz ve yaşlılığımız diye nitelendirebileceğimiz bölümlerden oluşur
Çocukluğumuzda inandığımız değerleri gençlik döneminde sorgularız ve hepsini birer birer terk ederiz çizgi filmlere olan bağlılığımız gibi... Oysaki çocukluğumuzdaki bazı karakterler aslında vardı pokemonlar gibi aha ha şimdi bana evet o zaman çocuktuk şimdi genciz daha bilinçliyiz derseniz söyleyebilecek tek sözüm İnandığınız kaç tane aşkınız oldu derim
Bir kızı seversin bişeyler paylaşırsın ayrılırsın dünya başına yıkılır falan filan Daha sonra başka bir kız için aynı süreç tekrarlanır Peki, nereye kadar işte bu noktada olgunluğumuz geliyor O zaman aşka olan inancınız kalmamış, ihtiyaçlarınız farklılaşmıştır Artık körü körüne inandığınız Türk filmleri tarzındaki aşk sizin için sadece bir yalandan ibarettir Sevgi her zaman vardı saygıda ama aşk hiçbir zaman var olmamıştır bu dünyada Aşk sadece bizim kendi yalanımızdan ibarettir Birine inanma ihtiyacı gibi Varlığını bilme ihtiyacı gibi
Bu yazıyı uzun süredir bitirmeye çalışıyorum ama bir türlü tüm söylemek istediklerimin hepsini söyleyemedim Her adımda yeni idealar oluşuyor beynimde Sanırım bu sadece hayatın içinde yaşayarak bitirilebilecek bir yazı O yüzden yazımı tamamlama işini size bırakıyorum Yaşayarak bitirin bu yazıyı Çünkü ben öyle yapacağım













--
Previous Page12345...Next Page